Yaşayan Ortaçağ: Dubrovnik

Forum kuralları
Forumlarımızda siyasi, dini yada toplumun hassasiyeti bulunan konulara değinmek yasaktır.

Yaşayan Ortaçağ: Dubrovnik

İleti RoadFighter » 31 May 2009, 23:49



 Ortaçağın mahir elleri özene bezene biraz minik, epey sevimli bir şehir kurmuş Adriyatik'in dibine. Adına Ragusa demişler. Dar sokaklara kirli beyaz taşlarla sağlı sollu evler, ibadethaneler, ticarethaneler kurmuşlar. Taş yapılı sokakları balık kılçığı modeliyle bataklığın üzerine kurdukları geniş caddeye bağlamışlar.  


 
 
 
Caddeyi de büyük bir meydana... Özgürlük Meydanı demişler oraya. Özgürlüğü temsilen bir Fransız şövalyesinin heykelini dikmişler meydana. Özgürlüğe âşıkmışlar çünkü. Öyle ki kalın surlarla çevirdikleri taş yapılı şehrin her bir yanına Latince 'Non bene pro toto libertas venditur auro' diye kazımışlar. Yani 'Dünyanın bütün altınları için bile özgürlük feda edilmez' demişler. Hatta özgürlüklerini kaybetmemek uğruna yükselme devrini yaşayan Osmanlı Devleti'ne yıllık 120 bin altın vergi vermeyi kabul etmişler. Bu anlayışla tarihe 'Dubrovnik Cumhuriyeti' notunu düşmüşler. Biz de ömür günlüğüne Balkan coğrafyasında Akdeniz sıcağı ve sıcaklığını barındıran Dubrovnik'e dair notlar düşmek üzere yola koyulduk. Cepte vize derdi olmayan bir pasaportla çantayı sırtlayıp Hırvatistan'da, Adriyatik'in berrak suyunun hemen kıyısında tarihe, kültüre, medeniyete ve estetiğe doğru hazzı tarifsiz bir yolculuğa çıktık. 

Pronto Tour'un Bosna-Hersek, Hırvatistan ve Karadağ'ı kapsayan Balkan turunun sadece bir adımıydı Dubrovnik. Bu nedenle Dubrovnik seyahatimiz Bosna-Hersek'in başkenti Saraybosna'dan başladı. 'Yok ben sağa sola uğramadan gitmek isterim.' diyenler için Pronto Tour ve Türk Hava Yolları işbirliğiyle haziran ayından itibaren Dubrovnik'e direkt uçuşların başlayacağını belirtelim hemen. Bosna-Hersek üzerinden bu tarihi şehre ulaşmanın tadı apayrı tabii. 1990'lı yılların başındaki savaşın hoyratlığını duvarlara kazıyan Çetnik kurşunlarına inat her adımında Osmanlı izlerini taşıyan Saraybosna'dan yola çıkıyoruz. Yaklaşık iki saatlik nehir manzaralı yolculuğun ardından Mostar karşılıyor bizi. Duvarlarda yine savaşın hüznü... Az ileride Mostar Köprüsü... Bir köşesinde 'Don't forget 1993 (1993'ü unutma)' yazılı taş duran köprünün üstünde kendini 25 metre yüksekten Neretva Nehri'nin soğuk sularına bırakmak üzere hazırlanan Mostarlı bir genç... Onun zihni kendisine zarar vermeden suya nasıl dalacağıyla meşgul, bizimkiyse Hırvat bombasının vurduğu Mostar Köprüsü'yle birlikte aynı suya gömülen tarihle, medeniyetle, insanlıkla... Mostar'ın taş yapılarına, tarihine, insanına selam verdikten sonra Hırvatistan sınırına doğru yolculuğumuza devam ediyoruz. Neretva Nehri'nin deltasında bereketli toprakları izlerken sınıra varmışız bile. Hırvatistan, Türk vatandaşlarından vize istemiyor. Haliyle sınırdan zaman kaybetmeden, kolaylıkla geçiyoruz. Hırvatistan topraklarındayız ama Dubrovnik'e varmak için yine Bosna-Hersek sınırlarına girmek zorundayız. Garip ama öyle. Bosna-Hersek'in tabiri caizse ayağını denize sokacak kadar bir toprağı var Adriyatik kıyısında. Neum adlı bu yerleşim merkezi, Hırvatistan'ı ikiye bölmüş durumda. Hatta işin ilginç yanı Bosnalılar da Neum'a gitmek için Hırvatistan sınırından geçmek zorundalar. Çünkü Bosna'dan Neum'a bölge dağlık olduğu için direkt geçiş yok. Bir kez daha Bosna-Hersek'e girip çıkıyoruz. Yaklaşık yarım saat sonra Dubrovnik'teyiz. 

UNESCO Dünya Miras Listesi'nde yer alan bir zamanların Dubrovnik Cumhuriyeti'ne hendekli Ploce Kapısı'ndan giriyoruz. Şehrin içine doğru ilerlerken yüzyıllar öncesine doğru yolculuğumuz da başlıyor. Stradun Caddesi'ndeyiz. Modernizmle tarihin, dünle bugünün tavizsiz buluşmasına tanık oluyoruz. Küçük şehrin sakinleri, evlerin camlarından sarkan çamaşırlar, saksıda rengarenk çiçekler, katedralden yükselen ibadet sesleri... Kafelerde oturan, caddeyi turlayan turistler... Meydana doğru caddeyi adımlarken sağlı sollu dükkanlara dikkat kesiliyoruz. Satılan markalar, ürünler değil dikkatimizi celbeden, hiçbirinin tabelasının olmaması. Evet, koca caddede bir tane tabela yok! Sadece camlarda dükkan isimleri ya da satılan ürünler

 
Kullanıcı avatarı
RoadFighter
CLASSIC
CLASSIC
 
İleti: 221
Kayıt: 17 Arl 2008, 02:20
Nereden: Ankara

İleti lazianke » 01 Haz 2009, 06:49

paylaşım için teşekkürler...
lazianke
AMBIENTE
AMBIENTE
 
İleti: 288
Kayıt: 01 Tem 2006, 07:29
Ad Soyad: Ömer
Nereden: Rize

İleti turuncuklu » 01 Haz 2009, 10:29

  Paylaşım için teşekkürler.Dünyada gezilip görülmesi gereken o kadar güzel yerler varki.. Öncelikle paran olacak ve sonrada zamanın..
turuncuklu
Yeni Üye
Yeni Üye
 
İleti: 0
Kayıt: 20 Ağu 2007, 22:19

İleti MEGAN » 01 Haz 2009, 13:04

[quote="turuncuklu"]  Paylaşım için teşekkürler.Dünyada gezilip görülmesi gereken o kadar güzel yerler varki.. Öncelikle paran olacak ve sonrada zamanın..[/QUOTE]
Önce Bir Türkiyeyi gezmeye başlayalımda :D sonra yabancı ülkere çıkarızzz Türkiyemin çok güzel yerleri var gezilecek
-Skoda Octavia A5 1.6 FSI //
-34 EU 8105
-Peugeot 307 Makyajlı 1.6 HDI Comfort Alp Beyaz //
Kullanıcı avatarı
MEGAN
Yeni Üye
Yeni Üye
 
İleti: 1
Kayıt: 16 Arl 2008, 00:27
Ad Soyad: MEHMET ÖZCAN
Nereden: İstanbul (Avr.)
Arabanız: PEUGEOT 307 1.6//MAKYAJLI ALP BEYAZI // 34 EU 8105

İleti delidolu » 01 Haz 2009, 13:30

[quote="MEGAN"][quote="turuncuklu"]  Paylaşım için teşekkürler.Dünyada gezilip görülmesi gereken o kadar güzel yerler varki.. Öncelikle paran olacak ve sonrada zamanın..[/QUOTE]
Önce Bir Türkiyeyi gezmeye başlayalımda :D sonra yabancı ülkere çıkarızzz Türkiyemin çok güzel yerleri var gezilecek

[/QUOTE]

+1

Kullanıcı avatarı
delidolu
AMBIENTE
AMBIENTE
 
İleti: 794
Kayıt: 10 Eyl 2008, 18:37
Nereden: Ankara
Arabanız: Octavia Collection'03 ULTRA ALL INCLUSIVE CONCEPT

İleti hetepe » 01 Haz 2009, 16:48

Biz burada Kızılay'a gidecekken bile hesap yapıyoruz, kaldı ki Avrupa...
Paylaşım için teşekkürler...
D ü n y a l ı l a r d a n t i s k i n i y o r u m (G.O.R.A.)
Dünya güzel sanıyordum...Kafam güzelmiş....
Kullanıcı avatarı
hetepe
RS
RS
 
İleti: 4253
Kayıt: 24 Arl 2007, 15:26
Ad Soyad: Engin '73
Nereden: Ankara
Arabanız: Fabia 1,4TDI HB '08 80 PS

İleti WXW » 01 Haz 2009, 17:12

Gezdim gördüm buraları,tüm hırvatistan ı,hem karadan hem havadan, oralarda derlerki kişi başına b,r ada düşer:) cennetten bir parça, ama hiçbiryer ülkem kadar güzel değil
Kimseden fayda ummam, dilenmem kol kanat...
Kendi boşluk ve gök kubbemde uçar giderim...
Eğilmek, esaret zincirinden ağırdır boynuma..
Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür bir şairim.


Kullanıcı avatarı
WXW
AMBIENTE
AMBIENTE
 
İleti: 346
Kayıt: 07 Nis 2009, 00:57
Ad Soyad: Serkan
Nereden: Ankara

İleti RoadFighter » 01 Haz 2009, 19:27

Ülkemizin de gezilecek müthiş yerleri var. Yurt dışına gidemiyorum diye de üzülmemek lazım.
 

Herşey biraz maddi,manevi imkan dahilinde gerçi.

 

 
Kullanıcı avatarı
RoadFighter
CLASSIC
CLASSIC
 
İleti: 221
Kayıt: 17 Arl 2008, 02:20
Nereden: Ankara

İleti MEGAN » 01 Haz 2009, 19:29

[quote="hetepe"]Biz burada Kızılay'a gidecekken bile hesap yapıyoruz, kaldı ki Avrupa...
Paylaşım için teşekkürler...
[/QUOTE]
++++++++111111111111111
Tayyeap Yönetimi | Hamdolsun abim :)
-Skoda Octavia A5 1.6 FSI //
-34 EU 8105
-Peugeot 307 Makyajlı 1.6 HDI Comfort Alp Beyaz //
Kullanıcı avatarı
MEGAN
Yeni Üye
Yeni Üye
 
İleti: 1
Kayıt: 16 Arl 2008, 00:27
Ad Soyad: MEHMET ÖZCAN
Nereden: İstanbul (Avr.)
Arabanız: PEUGEOT 307 1.6//MAKYAJLI ALP BEYAZI // 34 EU 8105


Genel Sohbet ve Paylaşım



Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 3 misafir