Genetiği Değiştirilmiş Ürünler ve USA + İSRAİL

Forum kuralları
Forumlarımızda siyasi, dini yada toplumun hassasiyeti bulunan konulara değinmek yasaktır.

Genetiği Değiştirilmiş Ürünler ve USA + İSRAİL

İleti SKODA 135 » 06 Oca 2011, 08:12

Amerika genetiği değiştirilen ürünleri almayan ülkelere ağır yaptırımlar uyguluyor.



Guardian'da yer alan, gazetenin çevre editörü John Vidal imzalı haber, Wikileaks internet sitesi tarafından yayımlanan yeni belgelerden şok edici bilgiler geldi. ABD herkesi tehdit etmiş peki neden ve nasıl?


Haberin başlığı "Amerikan diplomatları genetik yapısı değiştirilmiş tohumlara direnen Avrupa'nın cezalandırılmasını istemiş" şeklinde.
Haberde ele alınan Wikileaks belgelerinin ortaya koyduğu olay, 2007 yılına uzanıyor.
O yıl Fransa, "Monsanto mısır tohumu" olarak bilinen genetik yapısı değiştirilmiş tohum cinsinin ülkede kullanımını yasaklıyor.
Bunun üzerine Paris’teki Amerikan büyükelçisi Craig Srapleton ile Washington arasındaki yazışmada, Avrupa Birliği'nin, özellikle de söz konusu tohumun kullanımını desteklemeyen ülkelerin cezalandırılması talep ediliyor.
Wikileaks'in yayınladığı diğer belgelerde de, genetik yapısı değiştirilmiş tohum sektörünün, Amerikan ticari ve stratejik çıkarları için önem taşıdığı vurgulanıyor.
Guardian'ın haberinde vurgulanan bir diğer nokta ise, Amerika'nın kalkınmakta olan birçok ülkede, rahiplerin karşı çıktığı tohumların kullanımını Vatikan üzerinden yaymaya çalıştığı iddiası.
Yazışmalarda Papa'ya yakın danışmanların bu tohumları üreten Amerikan şirketlerini desteklemek konusunda ikna edildikleri, Papa'nın da kısa süre sonra ikna olmasının beklenebileceği söyleniyor.
Guardian'ın haberi "Amerikan diplomatlarının genetik yapısı değiştirilmiş tohumları üreten şirketler adına çalıştığı" yorumuyla sona eriyor.


-Özellikle sera ve tarla sebzelerinin tohumları İSRAİL'DEN geliyor. Bizim yerli ürünlerimiz yok edilmeye çalışılıyor.
Miilli yerli mallarımıza sahip çıkmalıyız. Bu ürünler tüketildikçe o ülkenin gençlerinde HORMON BOZUKLUĞU meydana geliyor ve yeni evli çiftlerin artıkçocukları olmuyor. Yani açıkçası genç bayanların hormonlarındaki yumurtaların içi boş yani ölü oluyor aynı şekilde erkeklerin sipermleride içi boş oluyor. Böylece Müslüman nüfus azaltılmaya çalışılıyor. Ülkemizdeki İsrail ve Amerika hayranları bunu ört-bas etmeye çalışıyorlar.
 
Oyuncak sanmayın ahlâk-ı milli, rûhî millidir.
Onun ilkâsı en korkunç ölüm, mevt-i külli'dir.
Mehmet Akif ERSOY
Kullanıcı avatarı
SKODA 135
AMBIENTE
AMBIENTE
 
İleti: 450
Kayıt: 08 Ekm 2010, 18:25
Ad Soyad: Abdullah Pınarlı
Nereden: Uşak
Arabanız: Skoda Favorit

İleti diseqc » 06 Oca 2011, 08:49

burası nasıl bir dünya be insan hayatı nelere oyuncak ediliyor gavurun malından bize hayır gelmez neden türkiye basit bir tohumu bile israilden ital ediyor aklım almıyor..
Kullanıcı avatarı
diseqc
ELEGANCE
ELEGANCE
 
İleti: 1118
Kayıt: 29 Mar 2010, 14:53
Ad Soyad: murat
Nereden: Rize
Arabanız: Peugeot 1.4 HDI Bipper

İleti SKODA 135 » 06 Oca 2011, 09:54

diseqc yazdı:burası nasıl bir dünya be insan hayatı nelere oyuncak ediliyor gavurun malından bize hayır gelmez neden türkiye basit bir tohumu bile israilden ital ediyor aklım almıyor..


Son yıllarda yerli tohum ve organik sebze-meyve tüketimi için çalışmalar yapıldı. Aynı zamanda pekçok akademik ve sivil toplup kuruluşu insanlarımızı aydınlatmak için büyük çaba harcıyor. Ama Hepimizin bildiği ABD yanlısı medya bu kuruluşları gericilikle suçluyor ve bunun asılsız olduğunu her defasında İSRAİL ve AMERİKA'YA tapan yazarları toplayıp beyin yıkamaya devam ediyor.
Oyuncak sanmayın ahlâk-ı milli, rûhî millidir.
Onun ilkâsı en korkunç ölüm, mevt-i külli'dir.
Mehmet Akif ERSOY
Kullanıcı avatarı
SKODA 135
AMBIENTE
AMBIENTE
 
İleti: 450
Kayıt: 08 Ekm 2010, 18:25
Ad Soyad: Abdullah Pınarlı
Nereden: Uşak
Arabanız: Skoda Favorit

İleti hetepe » 06 Oca 2011, 10:32

Bu tür politikaları güden yöneticileri alkışlamayalım o zaman...Onlar unu, tohumu, yerli üretimi desteklesinler, Biz keseceğimiz ineği bile dışarıdan alır hale gelmişiz.15 senede ne değişti?
D ü n y a l ı l a r d a n t i s k i n i y o r u m (G.O.R.A.)
Dünya güzel sanıyordum...Kafam güzelmiş....
Kullanıcı avatarı
hetepe
RS
RS
 
İleti: 4253
Kayıt: 24 Arl 2007, 15:26
Ad Soyad: Engin '73
Nereden: Ankara
Arabanız: Fabia 1,4TDI HB '08 80 PS

İleti Henien » 06 Oca 2011, 10:36

Tam emin olmamakla beraber "genetiği değiştirilmiş gıda" ile "hormonlu gıda"nın karıştırıldığını düşünüyorum. Hormonlu ürünlerin her halükarda zararlı olduğu açık. Sizin belirttiğiniz zararlarında kaynağı hormon. Ancak genetiği değiştirilen gıdalarla ilgili yayınlanmış ve bilimsel olarak kabul görmüş olumsuzu bir rapor vb var mı? Hükümet genetiği ile oynanmış gıdaların Türkiye'ye girmesini oldukça sınırlandırdı ama ben şahsen bu konuda şüpheliyim.

Bence gdo da baz istasyonlarının zararlı olduğu iddiası gibi bir şey. Herkes bir şeyler söylüyor ama ortada ispatlanmış bir zarar yok gibi.

Zararları hakkında geçerli delil bilen varsa, fikrimi değiştirmeye de meyilliyim, onu da belirteyim.
KANITIN YOKLUĞU, YOKLUĞUN KANITI OLAMAZ
Kullanıcı avatarı
Henien
ELEGANCE
ELEGANCE
 
İleti: 1032
Kayıt: 20 Şub 2010, 14:40
Ad Soyad: Hakan
Nereden: Ankara
Arabanız: Mitsubishi ASX

İleti Henien » 06 Oca 2011, 10:37

Ama tohumların durumu, tekrar meyve vermeyip, yine İsrailden tohum alma mecburiyeti konusunda Abdullah Bey'e katılıyorum. Buna prim vermemek lazım.
KANITIN YOKLUĞU, YOKLUĞUN KANITI OLAMAZ
Kullanıcı avatarı
Henien
ELEGANCE
ELEGANCE
 
İleti: 1032
Kayıt: 20 Şub 2010, 14:40
Ad Soyad: Hakan
Nereden: Ankara
Arabanız: Mitsubishi ASX

İleti diseqc » 06 Oca 2011, 10:46

SKODA 135 yazdı:
Son yıllarda yerli tohum ve organik sebze-meyve tüketimi için çalışmalar yapıldı. Aynı zamanda pekçok akademik ve sivil toplup kuruluşu insanlarımızı aydınlatmak için büyük çaba harcıyor. Ama Hepimizin bildiği ABD yanlısı medya bu kuruluşları gericilikle suçluyor ve bunun asılsız olduğunu her defasında İSRAİL ve AMERİKA'YA tapan yazarları toplayıp beyin yıkamaya devam ediyor.

abd uşağı medya sahipleri onlara hizmet etmekteki amacı sadece paramı vay benim milletimin haline bunları vatan hayini diye meydanlarda gezdirmek lazım atalarının akıtı kanları el bet bir gün boylarına dolanacaktır.
Kullanıcı avatarı
diseqc
ELEGANCE
ELEGANCE
 
İleti: 1118
Kayıt: 29 Mar 2010, 14:53
Ad Soyad: murat
Nereden: Rize
Arabanız: Peugeot 1.4 HDI Bipper

İleti bildiricihan » 06 Oca 2011, 12:29

2012.
Kullanıcı avatarı
bildiricihan
CLASSIC
CLASSIC
 
İleti: 213
Kayıt: 18 Ağu 2010, 08:29
Ad Soyad: cihan
Nereden: Van
Arabanız: OCTAVİA ELEGANCE 1.6 TDI 2011

İleti Cihan_06 » 06 Oca 2011, 15:20

Tarım Bakanlığında "Milli Tohum Projesi" çalışması vardı ne durumda şimdi pek çok tohum koruma altında..Kısaca Devletimiz uyumuyor...
Cihan_06
CLASSIC
CLASSIC
 
İleti: 113
Kayıt: 01 Arl 2009, 19:08
Nereden: Ankara
Arabanız: Fabia classic 2007

İleti Henien » 06 Oca 2011, 15:25

Devlet uyumuyor da ben tarım bakanı için o kadar iyimser değilim. Bence en zayıf halka.
KANITIN YOKLUĞU, YOKLUĞUN KANITI OLAMAZ
Kullanıcı avatarı
Henien
ELEGANCE
ELEGANCE
 
İleti: 1032
Kayıt: 20 Şub 2010, 14:40
Ad Soyad: Hakan
Nereden: Ankara
Arabanız: Mitsubishi ASX

İleti SKODA 135 » 06 Oca 2011, 15:26

Cihan_06 yazdı:Tarım Bakanlığında "Milli Tohum Projesi" çalışması vardı ne durumda şimdi pek çok tohum koruma altında..Kısaca Devletimiz uyumuyor...


O proje uygulanıyor ama bazı kesimler İsrail'den ayrılmak istemediğinden Kendi yerli firmalarımızı bazı bahanelerle kötülüyorlar. Fakat onların foyaları ortaya çıkınca pek sesleri çıkmıyor. Birde bu olaylar uluslararası patlak verince savunacak birşeyleri kalmadı.
Oyuncak sanmayın ahlâk-ı milli, rûhî millidir.
Onun ilkâsı en korkunç ölüm, mevt-i külli'dir.
Mehmet Akif ERSOY
Kullanıcı avatarı
SKODA 135
AMBIENTE
AMBIENTE
 
İleti: 450
Kayıt: 08 Ekm 2010, 18:25
Ad Soyad: Abdullah Pınarlı
Nereden: Uşak
Arabanız: Skoda Favorit

İleti Favocu » 06 Oca 2011, 15:48

Türkiye'de kullanılan tohumların büyük çoğunluğu başta israil olmak üzere dışarıdan alınmaktadır. Bunun sebebi yerli tohum üreticilerin kötülenmesi vs. değil, tarımın ve tarım ile uğraşan kişilerin toplumun geri kalanı tarafından dışlanması, gereksiz görülmesi, gereken önemin verilmemesi ve tarım eğitiminin de aynı şekilde yerlere düşmüş olmasıdır. Bu durum tohumluk konusunda yeterli çalışma olanağını daraltmış ve kaynak problemlerini beraberinde getirmiştir. İsrail bu gün dünyada tarım eğitiminin verildiği en iyi üniversitelere sahip olan bir ülke. Sattıkları tohumların yüksek verimli olması Türkiye'deki üreticilerin bu tohumları kullanmasının temel sebebidir. Peki biz bu tohumları üretemez miyiz? Hayır. Çünkü bu tohumlar hibrittir yani melez azmanlığı gösterirler ve döllerine bu özellikleri geçirmezler. Bir hibrit meydana getirmek sanıldığı kadar kolay değildir ve o hibrit tohumun atalarını teşkil eden diğer bitkilerin ırkları ve ıslah şekilleri gizlidir ve çok uzun çalışmalar sonucunda ortaya çıkar. Örneğin bu gün gerçekte ayaş domatesi diye bir domates çeşiti piyasada kalmamıştır. Çünkü ayaş domatesi özünde lezzetli olmasına ve dışardan tohumluk alımına ihtiyaç duyulmamasına rağmen büyük şekilsiz ve dayanım süresi kısa olan bir çeşittir. İsrailliler üreticilere kendi hibrit tohumları bir kaç yıl bedava dağıtmış ve insanlar arasında bu tohumları yaygınlaştırmıştır. Sonuçta ufak kırmızı albenisi olan ve dayanım süresi uzun domatesleri gören yetiştiriciler ayaş domatesini terk etmiş ve hibrit domateslere yönelmişlerdir. Bir süre sonra bu domatesleri ürettikleri domateslerin tohumundan üretemeyip dışarıdan yeniden tohum almaları gerektiğini fark etmiş, ellerinde hiç ayaş domatesi tohumu kalmamış ve israillilerin sattığı tohuma muhtaç hale gelmişlerdir. GDO'lu ürünlerin ise kanıtlanmış bir zararı yoktur. Zaten çıkış amacı verimliliği arttırarak dünyadaki açlık problemine bir nebzede çözüm getirmektir. Dezavantajları ise kişisel fikrime göre örneğin domateslerin artık kalın kabuklu, lezzetsiz olması ve tohumu dışarıdan alırken paramızın yurtdışına gitmesi olmuştur.
Kullanıcı avatarı
Favocu
AMBIENTE
AMBIENTE
 
İleti: 397
Kayıt: 25 Mar 2010, 14:48
Nereden: Ankara
Arabanız: Favorit 135 L

İleti SKODA 135 » 06 Oca 2011, 17:06

OnurÇelikörs Kardeşim anlattıklarına iki nokta hariç tamamı ile katılıyorum.

Evet senin Ayaş domatesinin diğer adı YILDIZ domatestir. Dayanıksız yazmışsın, öyle değil. Normal süresinde tüketilmeyince ölür.

Senin övdüğün ELİF 190, 80, SALKIM vs. İsrail domateslerini bekletirsen normalde çürümesi gerekirken onlar ÇÜRÜMEZ BURUŞUR patlak plastik top gibi olur. Çünkü içinde AKREP ve FARE hormonları vardır. Bu hormonlar en çok marul gibi zebzelerde de vardır.

Allah akrep denen hayvana öyle özellik vermiş ki, 2 yıl hiç yemez ve su içmeden durabilir...

Sandığın gibi zararları kanıtlanmış değil diyorsun. Yukarıdaki yazı hiç okumamışsın. Bu kadar basın-yayın ve dünyada o kadar kuruluş boşunamı BAĞIRIYOR.

Allah'ü Teala buyuruyor ki; "Yiyiniz, içiniz fakat israf etmeyin ve size verdiklerimizin özelliğini yapısını (Genetiğini) değiştirmeyiniz. "

Sizin oralarda belki milli sebze ve tahıl tohumları kalmadı ama biz hâlâ doğal ve milli tohumları kullanıyoruz....:)
Oyuncak sanmayın ahlâk-ı milli, rûhî millidir.
Onun ilkâsı en korkunç ölüm, mevt-i külli'dir.
Mehmet Akif ERSOY
Kullanıcı avatarı
SKODA 135
AMBIENTE
AMBIENTE
 
İleti: 450
Kayıt: 08 Ekm 2010, 18:25
Ad Soyad: Abdullah Pınarlı
Nereden: Uşak
Arabanız: Skoda Favorit

İleti Henien » 06 Oca 2011, 18:01

Abdullah Bey, akrep ve fare hormanu derken herhalde akrep ve fare DNA'sı demek istediniz. Hormon başka genetik bambaşka.

Ayrıca bizim de ziraat fakültelerimiz var, onların işi ne, onlar da üretsinler adam gibi tohum, üreticiyi ithal tohuma muhtaç etmesinler.

Bir de "yiyiniz içiniz" diye başlayan ayet meali hangi ayettir acaba?
KANITIN YOKLUĞU, YOKLUĞUN KANITI OLAMAZ
Kullanıcı avatarı
Henien
ELEGANCE
ELEGANCE
 
İleti: 1032
Kayıt: 20 Şub 2010, 14:40
Ad Soyad: Hakan
Nereden: Ankara
Arabanız: Mitsubishi ASX

İleti SKODA 135 » 06 Oca 2011, 19:03

Henien yazdı:Abdullah Bey, akrep ve fare hormanu derken herhalde akrep ve fare DNA'sı demek istediniz. Hormon başka genetik bambaşka.

Ayrıca bizim de ziraat fakültelerimiz var, onların işi ne, onlar da üretsinler adam gibi tohum, üreticiyi ithal tohuma muhtaç etmesinler.

Bir de "yiyiniz içiniz" diye başlayan ayet meali hangi ayettir acaba?


Evet sizinki doğru Akrep ve Fare DNA'sı yani genleri demek daha doğru...


Diğer konuya gelince bizim Ziraat fakültelerimiz ve mühendislerimiz harıl harıl çalışıyorlar ve çok büyük başarılara imza atıyorlar. Hakikatte bizim zirai durumumuz çok iyi. Sadece yerel değerlerimizin reklamını tam yapmıyoruz. Buna karşılık Ülkemizde siyonistlerin hizmetinde olan bazı kuruluşlar ısrarla Milli değerlerimizi, atalarımızı, geçmişimizi ve yerli mallarımızı kötülüyor...
Oyuncak sanmayın ahlâk-ı milli, rûhî millidir.
Onun ilkâsı en korkunç ölüm, mevt-i külli'dir.
Mehmet Akif ERSOY
Kullanıcı avatarı
SKODA 135
AMBIENTE
AMBIENTE
 
İleti: 450
Kayıt: 08 Ekm 2010, 18:25
Ad Soyad: Abdullah Pınarlı
Nereden: Uşak
Arabanız: Skoda Favorit

İleti Favocu » 06 Oca 2011, 20:07

SKODA 135 yazdı:OnurÇelikörs Kardeşim anlattıklarına iki nokta hariç tamamı ile katılıyorum.

Evet senin Ayaş domatesinin diğer adı YILDIZ domatestir. Dayanıksız yazmışsın, öyle değil. Normal süresinde tüketilmeyince ölür.

Senin övdüğün ELİF 190, 80, SALKIM vs. İsrail domateslerini bekletirsen normalde çürümesi gerekirken onlar ÇÜRÜMEZ BURUŞUR patlak plastik top gibi olur. Çünkü içinde AKREP ve FARE hormonları vardır. Bu hormonlar en çok marul gibi zebzelerde de vardır.

Allah akrep denen hayvana öyle özellik vermiş ki, 2 yıl hiç yemez ve su içmeden durabilir...

Sandığın gibi zararları kanıtlanmış değil diyorsun. Yukarıdaki yazı hiç okumamışsın. Bu kadar basın-yayın ve dünyada o kadar kuruluş boşunamı BAĞIRIYOR.

Allah'ü Teala buyuruyor ki; "Yiyiniz, içiniz fakat israf etmeyin ve size verdiklerimizin özelliğini yapısını (Genetiğini) değiştirmeyiniz. "

Sizin oralarda belki milli sebze ve tahıl tohumları kalmadı ama biz hâlâ doğal ve milli tohumları kullanıyoruz....:)


Abdullah bey kendim de 5 yıldır Ankara Üni.'de ziraat mühendisliği okumuş, ayaşta domateslerin içinde staj yapmış birisi olarak fikrimi belirtmiştim. Şimdiye kadar ayaş domatesine yıldız domatesi denildiğini ilk defa duydum. Ayaş domatesi dayanıksızdır derken depolama ve nakliye anlamında söylemiştim. Zira ince kabuklu ve suludur.

Kendim genel ziraat mühendisliği eğitiminden sonra zootekni bölümüne nam-ı diğer hayvan bilimine yöneldiğim için bahsettiğiniz elif çeşidi hakkında ayrıntılı bilgim olmadı. Ancak genetiği değiştirilmiş domatesleri övmedim, sadece üreticilerin daha yüksek verim verdiği için bu tür ithal çeşitleri tercih ettiğinden bahsettim.

Bitkisel hormonların hayvanlar veya insanlar üzerinde etkisi olmayacağı gibi, hayvansal hormonlarında bitkisel organizmalar üzerinde bir etkisi söz konusu değildir. Sonraki mesajınızda zaten bunun hormon değil DNA olduğunu yazmışsınız. Yeri gelmişken başka bir konuya değinmek isterim ki normalde de hormon takviye edilmiş bitkisel ürünleri tüketen insanlara bitkisel hormonun etkisi söz konusu değildir. Kimyasal yapıları birbirlerinden tamamen farklıdır. Bence bitkisel kaynaklı ürünlerde hormon veya gdodan çok dikkat edilmesi gereken nokta üzerlerindeki zirai ilaç kalıntıları yani pestisitlerdir.

Evet okulda hocalarımız ile de konuştuğumuz bir konuydu, GDO'lu ürünlerin zararlı olup olmadıkları halen tartışılmaktadır ve bugüne kadar GDOlu ürünlerin tespit edilmiş bir zararı görülmemiştir. Basın yayın kuruluşlarınca haber yapılıp abartılan herşeye fazla itibar etmemek gereklidir, daha önce de dediğim gibi örneğin zirai ilaç kalıntılarının zararları ortadayken ve tartışılmaz ve üreticilerce bilinçsizce kullanılırken, gdonun tartışılması basının abartmasıdır. Yazdığınız yazıyı ve yorumları okumadan bir cevap yazmış değilim, hormon bozukluğu yaptığını ve insanların çocukları olmadığını iddia etmişsiniz, insanların çocukları olmayışını gdolu ürünlere bağlamak ne derece doğrudur tartışılabilir şehir yaşamı stres, eksoz gazları vb. gibi birçok faktör varken. Yukarıda kimyasal olarak bitkisel bir ürünün genetiği değiştirilmiş olduğu için veya hormonlu olduğu için insanlarda hormonal bir bozukluk meydana getiremeyeceğini dile getimiştim. Eğer besinlerden kaynaklanan hormonal sorunların tartışılması gerekiyorsa buna hayvansal ürünlerden özellikle sahsi görüşüm olarak tavuk ürünlerinden başlamak gerekir ki, hayvancılıkta kullanılan hormonlar bu hayvanların ürünlerini tüketen insanlara geçerek hormonal bozukluklara sebep olabilir. Hayvansal üretimde hormon kullanımı yasaktır, eğer böyle bir problem ortaya çıkıyorsa denetimin yeterliliği tartışılmalıdır.

Yazınızın devamında ".....yani açıkçası genç bayanların hormonlarındaki yumurtaların içi boş yani ölü oluyor aynı şekilde erkeklerin sipermleride içi boş oluyor...." demişsiniz. Birşeyler açıklamaya çalışmışsınız ancak tam olarak anlaşılır değil. Yumurtanın içinin boş olması veya spermin içinin boş olması ile kısırlık sebebi ilk defa duydum. Örneğin; "sperm motilitesinin düşük olmasına neden olarak kısırlığa neden olur" gibi bir açıklamanız olsaydı anlaşılır olabilirdi.
Kullanıcı avatarı
Favocu
AMBIENTE
AMBIENTE
 
İleti: 397
Kayıt: 25 Mar 2010, 14:48
Nereden: Ankara
Arabanız: Favorit 135 L

İleti SKODA 135 » 07 Oca 2011, 08:52

Anladığım kadarı ile cevabıma biraz alınmışsınız. Kaç yaşındasınız bilmiyorum ama tarım benim ikinci olarak yaptığım mesleğim. Yalnız sizin gibi okumuş birisinin bu cevabı yazması beni çok şaşırttı!

Ülkemizde neredeyse her şehirde ve semtte hormon tedavi merkezleri kuruldu. Bu gün 14-15 yaşındaki kız çocukları hormon tedavisi görmeye başladı. Bunların nedeni ortada!

Hayvansal hormonları bitkisel organizmalara zararı yok demişsin. BEN BİTKİLERE ZARAR VERİR DEMEDİM "O bitkileri insanlar tüketince HAYVANSAL HORMONLAR İNSANA GEÇİYOR"

Neden dinimiz domuzu, fareyi, köpeği, leş yiyen kuşları ve TAŞIYICI hayvanları yememizi yasakladı?

Ya neyse sana afiyet olsun...
Oyuncak sanmayın ahlâk-ı milli, rûhî millidir.
Onun ilkâsı en korkunç ölüm, mevt-i külli'dir.
Mehmet Akif ERSOY
Kullanıcı avatarı
SKODA 135
AMBIENTE
AMBIENTE
 
İleti: 450
Kayıt: 08 Ekm 2010, 18:25
Ad Soyad: Abdullah Pınarlı
Nereden: Uşak
Arabanız: Skoda Favorit

İleti Henien » 07 Oca 2011, 09:03

onurcelikors yazdı:

Yazınızın devamında ".....yani açıkçası genç bayanların hormonlarındaki yumurtaların içi boş yani ölü oluyor aynı şekilde erkeklerin sipermleride içi boş oluyor...." demişsiniz. Birşeyler açıklamaya çalışmışsınız ancak tam olarak anlaşılır değil. Yumurtanın içinin boş olması veya spermin içinin boş olması ile kısırlık sebebi ilk defa duydum. Örneğin; "sperm motilitesinin düşük olmasına neden olarak kısırlığa neden olur" gibi bir açıklamanız olsaydı anlaşılır olabilirdi.

Kimya ve biyoloji cahili bir insan olarak belirtmek isterim ki "sperm motilitesi" yerine Abdullah Bey'in ifadesi daha anlaşılır olmuş. :)
KANITIN YOKLUĞU, YOKLUĞUN KANITI OLAMAZ
Kullanıcı avatarı
Henien
ELEGANCE
ELEGANCE
 
İleti: 1032
Kayıt: 20 Şub 2010, 14:40
Ad Soyad: Hakan
Nereden: Ankara
Arabanız: Mitsubishi ASX


Genel Sohbet ve Paylaşım



Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 3 misafir