Çanakkale Zaferinin 93. Yılı

Forum kuralları
Forumlarımızda siyasi, dini yada toplumun hassasiyeti bulunan konulara değinmek yasaktır.

Çanakkale Zaferinin 93. Yılı

İleti serdar89 » 18 Mar 2008, 15:31

Bu gun hurriyet - milliyet gibi gazetelere baktım ama hiç görmedim yazık!! bende size www.Antu.com dan alınmış bir yazı ile Çanakkale savaşın 93,Yılı..
 

 

Karşımızdaki bir Türk siperinde silâhın ucuna takılmış beyaz bir iç çamaşırı yukarı kaldırılarak sallandı. Her taraf sessizliğe gömülmüştü. Her iki tarafın siperdekileri silahları üzerine doğrulmuş, dikkatle onu takip ediyordu. Siper ardından iri yapılı bir er yükseldi; Kesin tavırlarla yükselttiği çamaşırı silâhı sipere attı. Kendine güvenen tavırlarla yavaş yavaş yaralıya doğru ilerliyordu. Karşı taraf ve çevresiyle ilgilenmiyor; herkes donup kalmış Türk askerini seyrediyordu. Şaşkınlıktan kurtulabilen askerler Mehmetçiğe nişan almaya çalışıyorlardı. Türk askeri, hiçbir şeye aldırmadan yaralının yanına geldi.

Nazik yumuşak hareketlerle yaralının kıyafetini düzeltti . Yaralıyı yerden kaldırdı. Yaralının kolunu omzuna koydu. Yavaş ve emin adımlarla yaralıyı bizim tarafa getirdi. Siperimizin üzerine yavaşça bıraktı, geldiği gibi kendi siperine döndü.

İngiliz siperlerinde şaşkınlık devam ediyordu!
İngiliz komutanı: "Korkak sıçanlar... cesaret örneği görün... Hele bunlarla birlikte aynı cephede savaşmanın tadına doyulmaz... Bu yiğit Türk çocukları keşke dostumuz olsalardı. Bu kahramanlarla savaş değil , dostluk yapmalı... Dostluk."
Bu Türk askerine teşekkür bile edemedik. Savaş alanlarında günlerce bu kahraman Türk askerinin cesareti, güzelliği ve insan sevgisi konuşuldu.
Şimdi okuyacağınız menkıbenin, insanlara çok çekici gelen ve aklınızda kolaylıkla yer eden bir yumuşaklığı ve tatlılığı vardır.

Çanakkale Savaşları`nda, Fransız kuvvetlerine komuta eden General Guro, savaş sırasında bir kolu ile bir bacağının bir kısmını, savaş sırasında bırakarak yurduna dönmüş. Daha sonra anlattığı bir savaş hatırasında şöyle diyor:
Fransızlar, Türkler gibi mert bir milletle savaştıkları için çocuklarınızla daima iftihar edebilirsiniz. Hiç unutmam. Biraz evvel doğa çevremizde en nefis güzellikteydi. Su çiçekleri, leylaklar, Peygamber çiçekleri, papatyalar bir gökkuşağı âlemi oluşturuyorlardı. Şimdi, savaş sahasında dövüş bitmiş, o güzelim tablo, kan revan içindeydi. Yaralı ve ölülerin arasında dolaşıyorduk. Az evvel, Türk ve Fransız askerleri süngü süngüye gelip ağır kayıplar vermişlerdi. Bu sırada gördüğüm bir hadiseyi ömrüm boyunca unutmayacağım. Yerde bir Fransız askeri yatıyor, bir Türk Askeri kendi gömleğini yırtmış, onun yaralarını sarıyor, kanlarını temizliyordu. Tercüman vasıtasıyla bir konuşma yaptık: Niçin, öldürmek istediğin askere şimdi yardım ediyorsun? Mecalsiz haldeki Türk askeri şu karşılığı verdi:
Bu Fransız yaralanınca yanıma düştü. Cebinden yaşlı bir kadın resmi çıkardı. Bir şeyler söyledi! Anlamadım!.. Ama herhalde annesi olacaktı. Benim ise kimsem yok! İstedim ki, o kurtulsun, anasının yanına dönsün!..

Bu asil ve alicenap duygu karşısında hüngür hüngür ağlamaya başladım. Bu sırada, emir subayım Türk askerinin yakasını açtı!.. O anda gördüğüm manzaradan yanaklarımdan sızan yaşların donduğunu hissettim! Çünkü, Türk askerinin göğsünde, bizim askerinkinden çok daha ağır bir süngü yarası vardı ve bu yaraya bir tutam ot tıkamıştı!..

Az sonra ikisi de öldüler!!!
Aziz okuyucu, sizlere yüzlerce menkıbeden tarayarak sunduğum bu olayların kahramanları bizim canımız, bizim cevherimizdir. Biz onların torunlarıyız. Övünelim, iftihar edelim, çünkü, o cevherin damarından geliyoruz.

 
serdar89
Yeni Üye
Yeni Üye
 
İleti: 0
Kayıt: 19 Eyl 2007, 12:55

İleti serdar89 » 18 Mar 2008, 15:33

Buda SAbah dan alıntıdır..



Modern zamanların ilk en kanlı muharebelerinden biri olan Çanakkale Savaşı'nın ardından 93 yıl geçti. Her büyük savaş gibi Çanakkale'nin ardında da taraflar kendi tarihlerini olmasını arzuladıkları olaylarla gerçekleri harmanlayarak yeniden kaleme aldılar. Araştırmacı Ayşe Hür, Taraf gazetesinin pazar günkü sayısında savaşın efsanelerini, gerçeklerini ve her şeyi tüm çıplaklığıyla anlatan insan hikâyelerini kaleme aldı. Hür'ün yazısında, zayiat kavramının yanlış yorumlanmasından dolayı 250 bin olarak dillendirilen şehit sayısının Genelkurmay'ın verilerine göre 57 bin 263 olduğu, bu rakama Osmanlı saflarında savaşırken ölen gayrimüslimlerin de eklenmesi gerektiği belirtilirken, muharebelerle ilgili şu ayrıntılara yer veriliyor: Çanakkale önlerine üzerlerinde 'Türk Lokumu', Harem'e', 'İstanbul'a' yazılı pankartlar asılmış gemilerle gelen askerlerin birçoğu kıyıya bile çıkmayı başaramadan Türk topçusu ve mitralyözlerinin hedefi olarak denizde can verdi. Teğmen R. B. Gillet çıkartma anında yaşadığı korkunç manzarayı daha sonra defterine "... Filikaların içleri parçalanmış cesetlerle doluydu. Filika ile kıyı arasında cesetlerden bir iskele vardı. Ölülere basmadan kıyıya çıkmak mümkün değildi ve koyun suları kandan kıpkırmızı kesilmişti" cümlelerini not düşüyordu.

ÖLÜM KOKUSUNU, ATAMAZSIN
Türk topraklarına ayak basmayı beceren İtilaf ordusu askerlerinin ilk görevi siper kazmaktı. Türk savunmasının yarımadayı boydan boya saran dikenli telleri işgalcileri adeta bir ahtapot gibi bacaklarından kollarından yakalıyor, onlar kurtulmak için çırpındıkça daha çok sarıyordu. İleriki günlerde Türk savunmasından kurtulup kara parçasına mevzilenen İtilaf Ordusu askerleri yaşadıkları karşısında ölen arkadaşlarının kendilerinden daha şanslı olduklarını anlayacaklardı: "Bu berbat koku da ne? diye sordum. 'Siperimizin önünde yatan ölüler' dedi. 'Bizim önümüzde Hant ve Worcester'lardan 700, sağda da Anson Taburu'ndan 800 kişi yatıyor.' Orası iki mil ötedeydi ve koku bizim bulunduğumuz yere kadar geliyordu. Eğer ölü bir fare koklamışsan, işte onun yüzlerce ve yüzlerce katı berbat bir koku. Bu ölüm kokusunu içinden çıkarıp atamazsın. Onu hala hissediyorum..." İki ordunun askerleri mertçe savaşıyorlar, gözlerini bile kırpmadan birbirlerini öldürüyorlardı ancak insanlıklarından hiçbir şey kaybetmemişlerdi. Avusturyalı ve Yeni Zelandalı askerler ileriki yıllarda Türklerin bu insancıl yanlarını dile getirdiler: "Çanakkale'de bir gün bizim dini bayramımızdı. O günü neşe içinde geçirmek ve eğlenmek istiyorduk. Ama harp halinde bulunduğumuz için bunu imkansız görüyorduk. Son çare olarak, Türklere bir elçi gönderip onlardan bugün olsun ateş açmamaları için söz aldık. Ama hile olup almayacağı kuşkusu içindeydik. Bununla beraber eğlencemize devam ederken, hediye getirdiğini söyleyen bir Türk elçi geldi. Bize adına 'ayran' dedikleri içeceklerini göndermişlerdi."

 

serdar89
Yeni Üye
Yeni Üye
 
İleti: 0
Kayıt: 19 Eyl 2007, 12:55

İleti irfant » 18 Mar 2008, 15:35

Ruhları şad olsun....
irfant
Yeni Üye
Yeni Üye
 
İleti: 0
Kayıt: 01 May 2006, 15:25
Nereden: İstanbul (And.)
Arabanız: Fabia 1.2 TSI DSG 2011

İleti sainz » 18 Mar 2008, 16:04

Ruhları Şâd olsun.
 

Ben de bu vesileyle zamanında www.canakkale.gen.tr sitesinden bilgisayarıma kaydettiğim ve Çanakkale Savaşları' na farklı bir açıdan yaklaşan şu yazıyı paylaşayım.

 


"ÇANAKKALE" DE ALMANLARIN NİYETİ


Yrd. Doç. Dr. İsmet GÖRGÜLÜ
Başkent Üniversitesi


 

Çanakkale Zaferi ile övünürüz. Hakkımızdır. Bu zafer için verdiğimiz normal üstü insan kaybımızla da üzülürüz. Üzülürüz ama genelde bunu savaşın bir gereği gibi görür ve kabulleniriz. Acaba bu savaş, verdiğimizden daha az insan kaybı ile sonuçlandırılamaz mıydı veya neden bu kadar fazla insan kaybettik, gibi soruların üzerinde durmayız. Bunun hesabını sormayız.
8,5 ay süren Çanakkale Muharebeleri'nde, yaklaşık 4 yıl süren Kurtuluş Savaşında kaybettiğimiz insanın 10 katını kaybettik. Çanakkale'de büyük bir zafer kazandık ama Çanakkale'de kaybettiğimizin 10'da biri ile Türk neslinin hayatını, vatanını ve bağımsızlığını kurtardık. Dolayısıyla Çanakkale'deki kaybımız normal değildir, normal üstüdür, aşırıdır.
Aşırı insan kaybımıza sebep de, Çanakkale Muharebeleri'nde Türk ordusunun içinde yer alan az sayıdaki Alman komutanlar ve başta bu muharebeleri yöneten Alman Ordu komutanıdır.
Alman komutanlar zaferin bedelini ağırlaştırmışlardır. Türk ordusunun daha fazla kayıp vermesine sebep olmuşlardır. 5. Ordu Komutanı Alman Liman Paşa, uyguladığı savunma şekli ile, Gelibolu Yarımadası'nı, üzerine arıların üşüşmesini sağlayacak bal peteğine çevirmiştir. Karşılığında yarım milyon İngiliz, Fransız askerini bu petekte tutmuştur ama bunun bedelini Türk'e kanıyla ödetmiştir.
Liman Paşa'nın Türk komutanların hazırladığı savunma planını değiştirerek, düşmanın kıyıya çıkmasına imkan vermesi ve sonrasında da Alman tümen ve kolordu komutanlarının hiçbir taktik esasla bağdaşmaz şekilde, olur olmaz, gece gündüz, sık sık karşı taarruzlar yaptırmaları, Türk'ün aşırı kayıp vermesinin esas nedenidir. Çünkü bu karşı taaruzlar düşman makinalı tüfeklerinin biçici ateşlerine karşı yapıldı. Her bir karşı taarruz 5-10 bin Türk'ü alıp götürdü. Çanakkale'de taarruz eden düşman olmasına rağmen, Türk ordusu düşmandan 4-5 kat fazla taarruz etti.
Türk ordusu Türk komutanların hazırladığı savunma planı ile bu muharebeye başlasaydı, "Çanakkale" birinci günde "18 Mart"ta ki gibi, İngiliz ve Fransız'ın yenilgisi ile sonuçlanırdı. Böyle olunca da Suriye-Filistin ile Irak cephelerinden kuvvet çekmeye, Kafkas cephesinin zararına düzenlemeler almaya gerek kalmaz ve bu cephelerdeki kuvvetler zayıflamamış olurdu. En önemlisi de, on kere Türk Kurtuluş Savaşı yapacak sayıda kayıp verilmemiş olunurdu.

ALMANLAR'IN NİYETİ
Alman'ların Çanakkale Muharebeleri'nde güttükleri niyeti, belgelerde, kaynaklarda açık olarak görmeyi beklememek gerekir. Çünkü bir devlet diğerine karşı gerçek niyetini genelde örter, anlaşılmamasını ister. Bu ancak uygulanan politikaların analizi ile ortaya çıkarılabilir. Örneğin; Birinci Dünya Savaşında Almanya'nın Türkiye'yi sömürge yapmak istediğini, Alman belgelerinde göremiyoruz. Ancak o dönemi yaşayanlardan ve analiz yeteneğine sahip olanlardan; Atatürk, İsmet İnönü, Kazım Karabekir, Ali İhsan Sabis gibi; öğreniyoruz ki Almanya Türkiye'yi sömürgesi yapmak istemiştir. Savaş içinde Türkiye'ye yönelik uygulamaları da bunu doğrulamaktadır.
"Çanakkale" deki niyetlerini de uygulamalarını irdeleyerek belirleyeceğiz. Asıl irdelemeyi bir sonraki maddede yapacağız ama burada birkaç nokta üzerinde dura

İYİ şoför, herhangi bir durumda, iki şoförden birinin durması, ya da yavaşlaması gerekiyorsa, 'Hak, kural' falan demeden, ilk davranan, arabasının kaderini başkasına bırakmayandır.
Kullanıcı avatarı
sainz
ELEGANCE
ELEGANCE
 
İleti: 1460
Kayıt: 26 Eyl 2006, 15:33
Ad Soyad: Uğur AKAR
Nereden: İstanbul (Avr.)
Arabanız: SEAT Ibiza 1.2TSI DSG N

İleti ali » 18 Mar 2008, 16:23

atalarımız canlarını vermiş de, şimdiki insanlara bakıyorum çoğunun umrunda bile değil. verdiyse vermiş gibi bir hava var.
ruhları şad olsun.
ali
Yeni Üye
Yeni Üye
 
İleti: 0
Kayıt: 27 Haz 2007, 00:27

İleti YNG_1968 » 18 Mar 2008, 16:33

Allah bize onlara layık olmayı nasip etsin...(Amin)
YNG_1968
Yeni Üye
Yeni Üye
 
İleti: 0
Kayıt: 16 Ekm 2006, 16:47

İleti by wodoo » 18 Mar 2008, 16:38

[quote="YNG_1968"]Allah bize onlara layık olmayı nasip etsin...(Amin)[/QUOTE]
amin...
by wodoo
CLASSIC
CLASSIC
 
İleti: 51
Kayıt: 06 Ağu 2007, 17:26
Ad Soyad: Emre Şahin
Nereden: Ankara
Arabanız: Astra GSİ

İleti weyis » 18 Mar 2008, 17:16

[quote="by wodoo"] [quote="YNG_1968"]Allah bize onlara layık olmayı nasip etsin...(Amin)[/QUOTE]
amin...
[/QUOTE] amin
weyis
Yeni Üye
Yeni Üye
 
İleti: 2
Kayıt: 21 Kas 2007, 19:22

İleti BlueVRS » 18 Mar 2008, 17:31

Hazır yeri gelmişken arşivimdeki okumaya ve bakmaya doyamadığım şu fotoğrafı eklemek istiyorum..
 

 

BlueVRS
Yeni Üye
Yeni Üye
 
İleti: 5
Kayıt: 15 Oca 2008, 17:17

İleti by wodoo » 18 Mar 2008, 17:34

işte bu Cry Clap
by wodoo
CLASSIC
CLASSIC
 
İleti: 51
Kayıt: 06 Ağu 2007, 17:26
Ad Soyad: Emre Şahin
Nereden: Ankara
Arabanız: Astra GSİ

İleti serdar89 » 18 Mar 2008, 17:34

[quote="98Pickup"]Hazır yeri gelmişken arşivimdeki okumaya ve bakmaya doyamadığım şu fotoğrafı eklemek istiyorum..
 

 

[/QUOTE]
 

 

bunu gördükce ağlıycam yavv:S Gül Bush diycek babanın kuzey ırak da ne işi vardiye yazıkk:S türkiyem yazık:S CryCry Gül Ancak Özür diler..
serdar89
Yeni Üye
Yeni Üye
 
İleti: 0
Kayıt: 19 Eyl 2007, 12:55

İleti PİCK-UP » 18 Mar 2008, 20:54

ruhları şad olsun
Kullanıcı avatarı
PİCK-UP
AMBIENTE
AMBIENTE
 
İleti: 861
Kayıt: 18 Tem 2007, 19:16
Ad Soyad: Semih KÖYMEN
Nereden: Adana
Arabanız: Felicia Pickup 1.3 LX- VW T5 - CTR. Nemo C.P

İleti hakanerdogan » 18 Mar 2008, 21:03

Bile bile ölüme gitmek yürek ister. Bunca yokluğun içinde her yeri demirden, besili düşman askerine etinle karşı koymak yürek ister.

Düşünsenize, önlerinde grup grup ölerek karşı koymaya gidiyorsunuz, vay anasına...

Hamilton denen adamda zaten dayanamayıp, Türklerin bu cesaretini görüp, İngiltereye Çanakkale GE-ÇİL-MEEZ !!! demiş.

Adam 3 kez ard arda 276 kg lik mermiyi kaldırıp namluya sürüyor. 3 kez arka arkaya...
kimi liseler mezun bile veremiyor, öğrencilerin hepsi şehid olmuş...

Kabul etmek lazım ki hiçbirimizde onlar kadar yürek yok, nede aramızdan bir M.Kemal gibi bir dahi çıkar...


M.Kemal, üzerine güneş batmayan imparatorluğun, İngilterenin devlet adamının babasına laf atacak kadar ensesi kalın adam...

ama bizimkiler çiftçinin anasına...


hakanerdogan
ELEGANCE
ELEGANCE
 
İleti: 1297
Kayıt: 28 Haz 2006, 17:08

İleti hkkrt_41 » 18 Mar 2008, 22:29


 

 

Bundan tam 93 yıl önce Türk tarihinin en şanlı sayfalarından biri yazıldı Çanakkale’de. Dünyanın en büyük donanması ile Çanakkale Boğazı’na gelen dev armada, Türk askerinin yüreğindeki vatan sevgisini bilmiyordu. Büyük gemilerine, sınırsız silahlarına karşı duracak tek bir yüreği vardı Mehmetçiğin...

 

İŞTE BU YÜREK ÇANAKKALE GEÇİLMEZ DEDİ!!!

 

ruhunuz şaad olsun
hkkrt_41
Yeni Üye
Yeni Üye
 
İleti: 0
Kayıt: 08 Şub 2008, 01:17

İleti favo29 » 18 Mar 2008, 22:55

"Öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor, en ufak bir fütur (yılgınlık) bile gösteremiyor; sarsılmak yok! Okumak bilenler ellerinde Kuran'ı Kerim, cennete girmeye hazırlanıyor. Bilmeyenler, kelime-i şahadet getirerek yürüyorlar. Bu, Türk askerlerindeki ruh kuvvetini gösteren, şaşılacak ve övülecek bir misaldir. Emin olmalısınız ki, Çanakkale muharebesini kazandıran bu yüksek ruhtur."
 M.Kemal ATATÜRK
favo29
Yeni Üye
Yeni Üye
 
İleti: 0
Kayıt: 09 Arl 2007, 17:36

İleti Medcezir » 18 Mar 2008, 23:20

[quote="favo29"]"Öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor, en ufak bir fütur (yılgınlık) bile gösteremiyor; sarsılmak yok! Okumak bilenler ellerinde Kuran'ı Kerim, cennete girmeye hazırlanıyor. Bilmeyenler, kelime-i şahadet getirerek yürüyorlar. Bu, Türk askerlerindeki ruh kuvvetini gösteren, şaşılacak ve övülecek bir misaldir. Emin olmalısınız ki, Çanakkale muharebesini kazandıran bu yüksek ruhtur."
 M.Kemal ATATÜRK
[/QUOTE]








 

RUHLARI SAD OLSUN MEKANLARIDA CENNET...   (amin)
Medcezir
Yeni Üye
Yeni Üye
 
İleti: 0
Kayıt: 17 Kas 2007, 00:13

İleti skodacı » 18 Mar 2008, 23:23

Bir hilal uğruna yarap ne güneşler batıyor....
skodacı
Yeni Üye
Yeni Üye
 
İleti: 0
Kayıt: 25 Eyl 2006, 21:59

İleti ilk aşk » 19 Mar 2008, 00:42

o zamanlar bile bile ölüme gitmişler şimdi bazı gençlerde askere gitmemek için binbir dereden su getiriyorlar yazık

ilk aşk
Yeni Üye
Yeni Üye
 
İleti: 0
Kayıt: 14 Ekm 2007, 23:51

Sonraki

Genel Sohbet ve Paylaşım



Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir